Paylaşma ve sıra bekleme: zorla öğretilmez
Paylaşmaya zorlanan çocuk paylaşmayı değil, itiraz edememeyi öğrenir. Bu becerilerin nasıl geliştiğini ve evde neyin işe yaradığını anlatıyorum.
- #çocuklar
- #sosyal beceriler
- #ebeveynlik
Parkta iki çocuk, bir oyuncak. Ebeveynin ilk refleksi genellikle aynıdır: "Hadi ver, paylaş." Çocuk verir, ebeveyn rahatlar ve kimse bir şey öğrenmez.
Önemli not: Bu yazı genel bir çerçeve sunar, kişiye özel bir plan değildir.
Kısa cevap
Paylaşma, öğretilen bir kural değil gelişen bir beceridir. Küçük yaşta çocuk henüz karşısındakinin ne hissettiğini tam olarak kuramaz.
Zorlanarak verilen oyuncak, paylaşmayı öğretmez. Öğrettiği şey şudur: birisi ısrar ederse hayır diyemem.
Neden zorlama ters teper?
Paylaşmanın anlamlı olması için bir şeyden vazgeçmenin kişinin kendi seçimi olması gerekir. Zorla alınan bir oyuncakta seçim yoktur.
İkinci sorun da şu: bugün "büyük olduğu için" vermeye zorlanan çocuk, yarın sınır koymakta zorlanan biri hâline gelebilir. Sınır koymak üzerine yazdığım metin bu bağlantıyı yetişkin tarafından ele alıyor.
Evde neyin işe yaradığı
Sıra kavramını somutlaştırın. "Şimdi sen, sonra kardeşin" yerine zamanla bağlantılı bir işaret kullanmak daha anlaşılırdır: bir şarkı bitene kadar, kum saati dolana kadar.
Bekleyeni görün. Sırasını bekleyen çocuğu fark etmek, beklemeyi katlanılır kılar. "Beklemek zor, biliyorum" cümlesi işe yarar.
Çok değerli oyuncakları ayırın. Misafir gelmeden önce çocuğun "bunları paylaşmak istemiyorum" diyebileceği birkaç şeyi kaldırmak, geri kalanını paylaşmayı kolaylaştırır.
Paylaştığında adlandırın. "Verdin, arkadaşın çok sevindi" cümlesi davranışı görünür kılar. Kuru bir "aferin" aynı işi görmez.
Model olun. Ebeveynin paylaşmayı sesli yaptığı bir ev, en hızlı öğreten yerdir.
"Sen büyüksün" tuzağı
Kardeşler arasında en sık kurulan cümle budur ve iki yönde birden zarar verir. Büyük çocuk hakkını savunamaz, küçük çocuk istediğini ısrarla alabileceğini öğrenir.
Kardeş kıskançlığı üzerine yazdığım metin bu başlığa ayrılmış.
Kendi hakkını savunmak
Paylaşma kadar önemli olan diğer beceri budur: oyuncağı elinden alındığında itiraz edebilmek.
Sessiz ve uyumlu çocuklarda bu beceri çoğu zaman gözden kaçar. Uyum, her zaman iyi bir işaret değildir.
Burada desteklenecek şey, çocuğun sesini kullanabilmesidir: "Bu benim, şimdi ben oynuyorum." Bu cümleyi kurabilen bir çocuk, ileride sınır koymakta zorlanmaz.
Ne zaman bir uzmana danışmak gerekir?
- Akran ilişkilerinde sürekli ve belirgin zorlanma
- Oyuna hiç katılmama ya da sürekli dışlanma
- Çatışmaların düzenli olarak fiziksel hâle gelmesi
- Okuldan bu yönde gelen geri bildirimler
Akran zorbalığı ve dışlanma yazısı bu başlıkla ilgili. Küçük yaşta bu beceriler çoğu zaman oyun içinde çalışılır.
Sık sorulan sorular
- Çocuğumu paylaşmaya zorlamalı mıyım?
- Zorlama çoğu zaman paylaşmayı değil, itiraz edememeyi öğretir. Paylaşmanın kendi isteğiyle olması, beceriyi kalıcı kılar.
- Her oyuncağı paylaşmak zorunda mı?
- Hayır. Çocuğun kendisine çok değerli birkaç oyuncağını ayırabilmesi olağandır ve mülkiyet duygusunun gelişimi için gereklidir.
- Kaç yaşında paylaşmaya başlar?
- Sıra bekleme ve paylaşma zaman içinde gelişir; okul öncesinde henüz oturmamış olması beklenen bir durumdur.
- Sürekli oyuncağı alınan çocuğa ne söylemeli?
- Kendi hakkını savunmasını desteklemek gerekir. 'Sen büyüksün, ver' cümlesi çocuğa sınır koymanın yanlış olduğunu öğretir.
