Mükemmel olmak zorunda değiliz.
Kendinize karşı daha şefkatli olmak, yapmayı değil olmayı kolaylaştırır. Peki içimizdeki eleştirmenle nasıl konuşulur?
- #öz şefkat
- #yetişkinler
Çoğumuzun içinde, hiç susmayan bir eleştirmen yaşar. Bir işi bitirdiğimizde "yeterince iyi değildi" der. Dinlenmek istediğimizde "daha yapacak çok şey var" diye araya girer. Bu ses, çoğu zaman bizi motive ettiğine inandığımız için yıllarca ona kulak veririz.
Eleştirmenin işe yaradığı yanılgısı
"Kendime yüklenmezsem tembelleşirim" düşüncesi çok yaygın. Ama pratikte olan genellikle şudur: sert iç konuşma, kaygıyı artırır; kaygı, erteleme davranışını besler; erteleme de eleştirmene yeni malzeme verir. Döngü kendi kendini büyütür.
Öz şefkat, standartları düşürmek değildir. Hata yaptığında kendine bir arkadaşına davrandığın gibi davranmaktır. İlginç olan şu: insanlar kendilerine daha şefkatli davrandıklarında, hatalarından kaçmak yerine onlara daha rahat bakabiliyorlar. Çünkü bakmak artık o kadar tehlikeli değil.
"Yeterince iyi" nasıl bir şey?
Mükemmeliyetçilikle çalışırken sık kullandığım bir soru var: "Bu işi senin yerine sevdiğin biri yapsaydı, ona ne derdin?" Cevap neredeyse her zaman daha yumuşak, daha gerçekçi ve daha yapıcı oluyor.
Bir başka pratik: bitiş çizgisini baştan tanımlamak. "Bu metni mükemmel yazacağım" yerine "bu metni okunur hâle getirip göndereceğim" demek, işi bitirmeyi mümkün kılar. Mükemmeliyetçiliğin en büyük maliyeti çoğu zaman kalite değil, hiç başlayamamaktır.
Bedenin de bir sözü var
Mükemmeliyetçilik yalnızca bir düşünce biçimi değildir; omuzlarda, çenede, uyku düzeninde de yaşar. Gün içinde birkaç kez durup "şu an bedenimin neresi gergin?" diye sormak, farkındalığın en pratik hâlidir. Gerginliği fark etmek, onu hemen çözmese de, otomatik pilottan çıkmayı sağlar.
Küçük bir hatırlatma
Kendinize karşı daha şefkatli olmak, bir gecede olan bir şey değil. Yıllardır konuşan bir sesin tonunu değiştirmek zaman ister. Ama her seferinde "bir dakika, bunu bana kim söyletiyor?" diye sorabilmek bile, o sesin tek söz sahibi olmaktan çıkması demektir.
